WhatsApp: +90 552 455 13 03       Telefon: +90 552 455 13 03



Değerlerimiz 3- Prof. Dr. Nadir Nadi ÜNAL

BOLVADİN SEVDALISI” İŞTE BÖYLE OLUNUYOR
Prof. Dr. Nadir Ünal’ı tanımayan ya da şahsen tanımasa da Bolvadin’e ve Bolvadinlilere hizmetlerini duymayan hiçbir hemşerimizin olmadığı kanaatindeyim. Ben onu 1960’lı yılların yaz aylarında, rahmetli babası Cafer Ünal’ın “Ünal Berberi” olarak bilinen dükkânında çıraklık yaparken tanıdım. Cafer Ustam yaşının ilerlemiş olması nedeniyle fiilen berberlik yapmıyor ama zamanının bir kısmını dükkânında eş-dost ve arkadaşlarıyla geçiriyordu. Dükkân Bolvadin’in seçkin kamu görevlileri, tüccar, işadamı ve siyasilerinin uğrak yeri gibiydi. Cafer Ustam, çıraklık görevim gereği beni ara sıra, ev ihtiyacı için aldıklarını götürmek amacıyla eve gönderirdi. Evde ya Hayriye Anne, ya da Nezahet Abla beni güler yüzle karşılar, elimdekileri alırdı. Ben de ustamdan aldığım talimat gereği “alınacak başka bir şey var mı ?”diye sorar, aldığım cevabı ustama aktarırdım. Dükkânda berberlik işiyle Bilal Battal ustam ilgilenirdi. Cafer Ustamın arkadaşlarına özel ilgi ve alaka gösterir, hürmette kusur etmezdi. Zaten tıraş olmaya gelenlerin yarısı Cafer Ustamın eski müşterileriydi. Bunların başında, ”Hacıküççük” diye bilinen Abdülkadir Karagüven, Hancı İbrahim (Özsoy),Hakim Saffet Emre ve Cihangir’in Mahmut gibi şahsiyetler geliyordu. Diğer yarısı da Bilal Ustamın arkadaş ve tanıdıklarıydı. Bunların başında da Terzi İbrahim Karadana, Terzi Remzi Akbalık (Karaoğlan),Terzi Osman Gökçe, Cihangir Mahmut’un Ali, Köle’nin Osman’ın Sabahattin, Hacı İbrahim Köksoy (Meşeli) geliyordu. Cafer Ustam, arkadaşlarıyla çay-kahve eşliğinde sohbet ettikten sonra dağılırlar, herkes evine giderdi. Cafer Ustam toplum adamıydı. Mahalle Muhtarlığı dahil birçok sosyal ve siyasal görevler (parti yöneticiliği ve temsilciliği gibi) deruhte etmiş, güngörmüş, hatırı sayılır, lafı sözü dinlenirdi. İlçenin ileri gelenlerinden biriydi. Arkadaşları arasında kendi siyasi görüşünden olmayanlar da vardı ama bu durum ilişkilerine hiç yansımazdı. Çocuk yaşta olmama rağmen bana da büyük adam gibi davranır, değer verdiğini hissettirirdi. Ben de ona saygıda kusur etmezdim. Evde anneme babama nasıl davranıyor, bir şey soracak iken çekinmiyor isem ustama karşı da böyle davranıyordum. Yaz tatilinin olduğu aylardan bir gün, dükkâna öğleden sonra geldi. Bana; -Oğlum, şu boducu (küçük testi) Çarşı Cami Çeşmesinden doldur, getir dedi. Bir çırpıda suyu doldurup getirdim. Ustama bardak içinde verdim. Ustam suyu içti. -Bir daha ver oğlum, dedi. Bardağı tekrar doldurup verdim. -Ya Rabbi şükür, diyerek eliyle ağzını sildi. Benim de garibime gitmişti. Dayanamayıp, -Ustam ciğerin yandı galiba? Ne yedin de böyle susadın? diye sordum. Ustam sanki arkadaşına söyler gibi; -Oğlum yemekteki salatanın sirkesi biraz fazla kaçmış galiba, içimi yaktı dedi. Karşılıklı gülümsedik. Allah rahmet etsin, mekânı cennet olsun. Nadir Ağabey, o dönem (1963-1965 arası) muhtemelen Ankara Harita Genel Komutanlığında yedek subay olarak askerlik hizmetini yapıyor. Seyrek de olsa Bolvadin’e geliyor. Her gelişinde mutlaka berber dükkânına uğruyor, hal-hatır ediyordu. İşte, ben kendisini o dönemde tanıdım. Cafer Ustamın arkadaşları ile yaptığı sohbete, ister istemez kulak misafiri olduğumdan Nadir Ağabeyin Harita Mühendisi olduğunu ve ayda 1.000.- lira maaş aldığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Hayranlığım arttı. Nadir Ünal gibi ağabeylerimizin o dönemin çocuklarına örnek ve rol model insan olduğuna inanıyorum. Zaten yolumuz hem Ankara’da, hem Isparta’da kesişti. Biz aile olarak 1968 yılında nakli mekân edip Ankara’ya yerleşince Ankara’da rahmetli ağabeyi Fikri Ünal Hocamla ile ailecek görüşüyorduk. Kendisi Akçeşme İlkokulu Başöğretmeni (Okul Müdürü) iken, babamın ricası üzerine 6 yaşında beni okula kaydetmişti. Ankara’ya geldiğinde hem öğretmenlik yaptı, hem de Hukuk Fakültesini okudu. Mezun olduktan sonra serbest avukatlık yapmaya başladı. Ankara Kızılay’da çalıştığı bürosu, bir “hemşeri lokali” gibi gelip gidenle dolup taşardı. Nadir Ağabey, Afyon Tapulama Müdürlüğü görevinden sonra geldiği Isparta Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisinde, öğretim üyeliği ve Başkan Yardımcılığı görevi yaparken ben de 1981 yılı Temmuz’unda kısa dönem er olarak Isparta 40.Piyade Alayı Avcı Taburu 4.Bölük Komutanlığında asker olmuştum. Benimle birlikte en az 10-15 çoğu öğretmen hemşeri ile birlikte ramazan ayı içinde askerlikteki ilk ayımızı tamamladık. Alay Komutanımızın, Nadir Ağabeyin arkadaşı olduğu ve bizi bayramda izine çıkaracağını öğrenince dünyalar benim oldu. Üç çocuklu evli bir asker olarak evi ve çocukları özlemiştim. Tam beklediğimiz gibi oldu. Bütün hemşeriler ile birlikte ben Ankara’ya, onlar Bolvadin’e bayram iznine gittik. Aradan iki ay geçti, yine Nadir Ağabey’in kontenjanından hemşerilerle birlikte Kurban Bayramı izni çıktı. Bu izin de ilaç gibi geldi. Allah O’ndan razı olsun. Biz askerden aynı yıl içinde terhis olup döndük ama Nadir Ağabey’in, Ankara Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Eğitim Daire Başkanlığı görevine gelişi 1983 yılında oldu. Bundan sonra Ankara’da görüşmelerimiz daha sık oldu. Çalıştığı kurumda ya da başka bir kamu kuruluşunda işi olan, yeni işe girecek olan, hastaneye yatacak olan veya başka bir sıkıntısı olan hemşerilerin müracaat ettiği kişilerin başında Nadir Ağabey geliyordu. Güler yüzü, tatlı dili ile kendisine başvuran herkesi dinler, çözüm bulmaya çalışırdı. İşi görülsün ya da görülemesin, kendisinden yardım isteyen bütün hemşeriler, hep yanından memnun ayrılırdı. Hani bir atasözümüz vardır; ”İnsanın aşı yenmez, kaşı yenir.” derler. Nadir Ağabey de kimseyi kırmadan, incitmeden, usuletle ve suhuletle yardımcı olurdu. BOLDAV toplantıları ve etkinliklerine, Ankara’da ise ve mazereti yoksa mutlaka katılır, hemşerilerle sohbet etmeyi, hatır ve gönül almayı severdi. Varlığıyla iftihar ettiğimiz böyle büyük bir şahsiyetin Bolvadin’imiz için yaptığı büyük hizmetleri bir nebze de olsa hemşerilerimize hatırlatmak, bilmeyenlere duyurmak amacıyla böyle bir yazı kaleme almanın uygun olacağını düşündüm. Hepimiz faniyiz. Bir gün dünyamızı değiştirdiğimizde, Bolvadin’imiz için büyük önem arz eden bu hizmetlerin, ne kadar zor şartlar altında ve çok kısa bir süre içinde, BOLVADİN SEVDASI VE GÖNÜL ADAMLIĞI motivasyonu ile nasıl gerçekleştirildiği bilinsin istedim. Umarım maksat hasıl olur. Bahse konu hizmetleri 4 ana başlıkta açıklamaya çalışacağım.
 
1-GÖL KOOPERATİF ARAZİLERİ Yüzölçümü yaklaşık 27.000 dönüm olan ve mahalle çayırlığı olarak bilinen bu araziler, bizzat mahalleli tarafından satın alınmış ve vergileri de 1936 yılında çıkarılan 1581 sayılı Belediyeler Kanunu uyarınca, mahallelilerin temsil yetkisinin Belediye Başkanlıklarına verilmesi sonucu Bolvadin Belediye Başkanlığı tarafından ilçe kaymakamlıkları bünyesindeki özel idare teşkilatına ödenmiştir. Afyon Akşehir havzası sulama projesi kapsamındaki Akarçay (Develi) ıslahından önce; bahar aylarında kar sularının erimesi sonucu Eber Gölünün taşmasıyla bu arazilerde su birikintileri oluşmakta, çayır otlarının büyümesiyle mahalleli ot biçme işlerini, arazi korumasını ve bekçiliğini kendisi yapmaktaydı. Biçilen otlar, mahalle muhtarları tarafından, mahalledeki hane sayısına göre paylaştırılmakta, bir kısım hemşeri otunu satmakta, diğer bir kısmı da kendi ihtiyacı için kullanmaktaydı. Mahalle sığırları, müştereken bu arazilerde güdülürdü. Her yıl çayırların (otların) paylaşımında büyük heyecanlar yaşanır, bazen de sınır aşımı ve sınır tecavüzü konusunda bir takım olaylar meydana gelirdi. Devlet Su İşlerinin Akarçay (Develi) kanalını açmasıyla taşkın yüzey sularının Eber Gölüne tahliyesi yapıldı. Bu tarihten sonra da bu araziler tarıma elverişli hale geldi. Nadir Ünal ağabeyin, Afyon Tapulama Müdürü olarak çalıştığı 1965-1976 yılları arasında, çayırlıkta hissesi olan Bolvadinlilerin, bu arazilerin Devlet Mülkiyetine geçmesi durumunda karşılaşacakları mağduriyetin nasıl giderileceğini herkes konuşuyor, bu soruna bir çözüm yolu bulmanın yolları aranıyordu. Bolvadinlilerin en büyük umudu da Afyon Tapulama Müdürü Nadir Ünal’dı. Bu amaçla çeşitli toplantılar yapılıyor ve toplantıya katılan mahalle muhtarları, Bolvadinli hukukçular ve adliyede görevli hakimler, “sorunu nasıl çözeriz”e kilitleniyordu. Yapılan uzun müzakere ve değerlendirmelerden sonra geçerli mevzuata göre tek bir çözüm yolu olduğu, onun da arazilerin Bolvadin Belediyesi adına tescil edilmesi için dava açılarak mahkeme kararıyla bunu tescil ettirmekti. Ancak mahalle muhtarlarında bu çözüm karşılık bulmuyor, her dört yılda bir değişen belediye başkanının, bu konuda nasıl bir inisiyatif alacağı, mahallelinin müktesep hakkının korunup korunmayacağına tam olarak inanmıyorlardı. Bu konu Bolvadin gündeminin esası olarak devam etmekte iken ülke genelinde toprak reformunun hayata geçirilmesine ilişkin çalışmalar yapılıyor ve kanun taslakları hazırlanıyordu. Bu kanun tasarılarında ise, mahalle çayırlıkları vasfındaki arazilerin vergi miktarları esas alınarak fazlasının toprak reformu amacına uygun şekilde devlet adına tescil edilmesi yer alıyordu. Bu nedenle de, bahse konu kanun tasarıları kesinleşmeden mahkeme yoluyla veya kadastrosunun yapılarak bu arazileri Bolvadin adına tapuya bağlamak gerekiyordu. İşte böyle işin, acil ve elzem olarak yapılması için o dönemde Belediye Başkanımız Sn. Etem Kelekçi ile diğer belediye yöneticilerinin ve dönemin Afyon Tapulama Müdürü Sn. Nadir Ünal’ın fedakâr ve gayretli çalışmaları sonucu Bolvadin kadastro çalışmalarının başlatılması onaylattırıldı ve henüz memur tayin edilmeden Afyon İl Müdürlüğündeki elemanların takviyesi ile çayırlıkların kadastro işlemleri başlamış oldu. İlçemizde görev yapan rahmetli büyüklerimizden Av. Hamdi Hamamcıoğlu ve Av.Sami Neslioğlu gibi hukukçuların da gayret ve takipleri sonucu, o dönemde uzun süre Bolvadin’de hakimlik yapan ve çok sevilen Saffet Emre’nin verdiği mahkeme kararı ile bu çayırlıkların önce Belediye adına tespiti, daha sonra Belediye’nin % 10 intifa hakkı karşılığında mahallelinin oluşturduğu Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerine intikali sağlanarak tapu tescilleri yapıldı. Başta Belediye birim amirleri ve çalışanları olmak üzere bu konuda emeği geçen tüm Bolvadinlilerden ve görev yaptığı Bolvadin’i seven tüm kamu görevlilerinden Allah razı olsun.
 
2-AFYON ALKALOİD FABRİKASININ KURULUŞU Haşhaşın Bolvadin’imiz için bir gelir kaynağı olması dışında, gıda maddesi ve mide rahatsızlıkları, dizanteri ve solunum yolu hastalıklarında kullanılan bir ilaç hammaddesi olması; yağından yemek, küspesinden hayvan yemi, saplarından yakacak olarak istifade edilmesi önemini dahada artırıyordu. 1971’de Hükümet, afyon konusunda gittikçe artan abartılmış iddialar nedeniyle ve bilhassa ABD’nin teklifi üzerine Türkiye’de afyon ekimini tamamen yasakladı. Bu arada ABD, haşhaş ekicilerinin karşılaşacakları tüm sorunlara çözüm bulacağına dair Türk Hükümetine söz verdi. Bu sözler ekim yapan çiftçilerin parasal sorunlarıyla bu bölgelerde yapılması gerekli endüstriyel ve tarımsal gelişmeleri içeriyordu. Ne gibi sonuçlar doğuracağı tam olarak düşünülmeden konulan bu yasaklama, sadece Türk ekonomisini etkilemekle kalmadı, tüm dünya üzerindeki afyon üretimini de etkiledi. İlaç endüstrisinde her geçen gün biraz daha ihtiyaç duyulan afyon alkaloidlerini elde etmek için Avrupa ve ABD başka kaynaklar aramaya başladı. Bu şartlar altında köylünün rızası olmadan konulan bu yasaklamanın Türkiye gibi demokratik bir ülkede daha fazla devam etmeyeceği ortaya çıktı. 1973 yılı seçim kampanyalarında bütün siyasi partiler, mağdur olan haşhaş üreticisinin hakkını savunmak için konuyu ele aldı ve nihayet Türk Hükümeti,1974 yılında aldığı bir kararla Afyonkarahisar-Burdur-Isparta-Denizli-Uşak-Kütahya illeri ile Konya’nın 4 ilçesinde afyon yasağını kaldırdı. Bunun üzerine Hükümet, dünyada üç tane olan Alkaloid Fabrikası benzerinin bir Alman firması ortaklığıyla ülkemizde kurulması kararını aldı ve Afyon İl Merkezi ile ilçeleri bu konuda öncelik almak için yoğun bir faaliyete başladı. Yapılan değerlendirmeler sonucu, fabrikanın yapılacağı yer olarak Bolvadin’imiz şanslı bir konumda ise de Afyon İl Merkezinde kurulması konusunda baskılar yapılmaktaydı. Bu durumda Belediyemiz aldığı isabetli bir kararla, daha önce kadastro geçirilerek tapuya tescili yapılan Aynalı (Gölü) Çayırlığı olarak bilinen arazinin fabrika sahası olarak Toprak Mahsulleri Ofisine devrini yaparak ön aldı. Ancak yapılan çeşitli teknik incelemeler sonucu, bu arazinin, yapılacak fabrika için sağlam bir zemin mekaniğine sahip olmadığı anlaşıldığından proje uygulamasına başlanamadı. Çünkü proje kapsamında, fabrikabinasıyla birlikte Haşhaş Araştırma Enstitüsü kurulacak ve üretim artıklarının değerlendirileceği yan sanayi ile bir kompleks oluşturulacaktı. Devredilen arazinin sağlam zeminli olmaması ve küçük olması, başka bir yer arayışına neden oldu. Uzun uğraşlar ve mücadeleler sonucunda uygun bulunan şimdiki fabrika arazisinde 100’den fazla tarla bulunmakta olup mülkiyeti de özel şahıslara aitti. Fabrika kuruluşuna karar vermek ve uygulamaya başlamak için dönemin TMO Genel Müdürü Kaya Kuşhan,çok kısa süre içinde arazi tapusunun, kendi adlarına intikalini talep ediyordu. Kamulaştırma yapılması, ihtilafların çözümü, mahkeme kararlarının alınması gibi uzun zaman gerektiren çalışmalara girilmesi halinde fabrikanın başka bir yere kaydırılma tehlikesi bulunuyordu. Başta Afyon Merkez olmak üzere Sandıklı ve Dinar ilçesi mahalli yöneticileri tabir caiz ise pusuya yatmış, ”Nasıl edelim de bu fabrikayı Bolvadin’e yaptırmayalım.” hesabı yapıyordu. Hatta bu konuda dönemin Genel Müdürünü ikna etmek üzere Afyon İkbal’de bir akşam yemeği tertiplenmiş ve gerekli davetiyeler gönderilmişti. Olayın vahametini kavrayan başta Sn.Nadir Ünal ağabeyimiz ile Belediye Başkanımız Sn.Etem Kelekçi ve ilçemizin önde gelen yönetici-çalışanı olmak üzere sağlam bir ekip; gayretli -özverili ve geceli-gündüzlü çalışmalarıyla sorunun çözümüne odaklandı. Böylece fabrika arazisinin kısa süre içinde TMO adına intikali için tek çözüm yolu olan kadastro çalışması yapılarak Belediye’ye satışı gerçekleşti ve arazinin tevhidi (birleştirilmesi) yapılarak TMO’ya intikali sağlandı. Bu büyük ve hayati önemi haiz sanayi kuruluşunun gerçekleşmesinde, tarla sahiplerinin muvafakat verirken yarış içinde olması ve Bolvadinlilerin tümünün büyük bir dayanışma sergilemesi insanımızın gözlerini yaşartmıştır. Fabrikanın Bolvadin’e kazandırılması konusunda çok büyük gayreti olanlardan birisi olarak, Belediye Başkâtibi rahmetli Kadir Sözer’in, gece yarısından sonra yine rahmetli Tapucu Sami Karagüven’i, binbir rica ve minnetle evinden alarak Tapu Dairesine götürüp evrak teslim ettiği halk arasında hep söylenegelmiştir. Emeği geçenlerin hepsinden Allah razı olsun. Bu durum elbette Afyon Merkez başta olmak üzere Sandıklı ve Dinar ilçesi mahalli yöneticilerini rahatsız etmiş, TMO Genel Müdürü Kaya Kuşhan, Milliyetçi Cephe Hükümetinin Başbakanı Süleyman Demirel tarafından aranarak fabrika yerinin değiştirilip değiştirilemeyeceği sorgulanmış, ancak Kaya Kuşhan’ın ,fabrika arazilerinin satış ve tevhid (birleştirme) işlemlerinin yapılarak TMO’ya intikalinin sağlandığını bildirmesi üzerine, rahmetli Başbakan Süleyman Demirel, yerel yöneticilere hitaben; -Ne yapalım? TMO’ya arazi devri yapılmış, tapusu geçmiş. Koalisyonu mı bozalım, demek zorunda kalmıştır. Hatta temel atma töreni yapılmadan, fabrikanın yerinin Bolvadin olduğu kesinleştikten sonra, dönemin Başbakan Yarımcısı rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Afyon merkezde yaptığı konuşma sırasında bazı yakışıksız protesto sesleri yükselince, rahmetli Erbakan Hoca çok sinirlenmiş ve; - Bolvadin dediğiniz yer Afyon’un en yakın ilçesi değil mi? Ne yapsaydık yani, fabrikayı getirip şuradaki (Zafer Anıtını kastederek) heykelin yanına mı yapsaydık, diyerek kalabalığı yatıştırmıştır.
 
3-KAPLICANIN MÜCAVİR ALAN İÇİNE ALINMASI Bolvadin’in hem tatil yeri, hem şifa kaynağı, hem de eş-dostla hasbihal edip güzel günler geçirdiği bir güzel mekânın adıdır Kaplıca… Her Bolvadinlinin hafızasında buraya ilişkin tatlı hatıralar vardır. Daha önce tapu mülkiyeti alınan kaplıca alanı, çevresindeki Devlet ve şahıs arazileri yüzünden sınırlı alanda kalmış ve imar yetkisinin Valiliğe ait olması nedeniyle de uygun bir gelişme sağlayamamıştı. Nüfus artışına paralel olarak kaplıca taleplerinin artması ve bu alanın “TERMAL TURİZM ALANI” kabul edilmesi, kamuoyunun bu yerlere ilgisini artırmış ve kaplıcamız çevresinde kaçak inşaatlar başlamıştı. Diğer taraftan, kurulan yapı kooperatifleri vasıtasıyla da kaplıca çevresinde Tatil Evleri inşasına başlanmıştı. Yapılaşmanın kontrol altına alınabilmesi ve kaplıca çevresinde bulunan köylülerin kullanımındaki Devlet arazilerinin, kaplıca alanında değerlendirilmesi için burasının Belediyemiz Mücavir Alan sınırları içine alınması gerekiyordu. Dönemin Belediye Başkanı Sn. Mehmet Kayacan, yıllarca Arsa Ofisi Genel Müdürü olarak görev yapan Nadir Ünal ağabeyin hazırlatmış olduğu plan çalışmalarını ekleyerek Kaplıcamızın, İmar Kanununun 45. maddesi uyarınca Mücavir Alan içine alınmasını, dönemin REFAHYOL HÜKÜMETİ’ nde Bayındırlık ve İskân Bakanı olarak görev yapan Cevat Ayhan’a onaylatmıştır. Daha önce 30.000 m2 olan kaplıca sınırlarında, bu gelişme ile birlikte 336 hektarlık bir mücavir alan ilan edilmiştir. Bunun sonucu olarak Kaplıca etrafındaki çarpık yapılaşma önlenmiş, denetleme yetkisi tamamen Bolvadin Belediyesine geçmiştir. Kaplıcanın, Turizm Alanı olması nedeniyle fiziki yapılaşmanın genişlemesi önünde hiçbir engel kalmamış, nitekim bugün itibariyle, eski Belediye Başkanımızın oğlu olan Sn. Fatih Kayacan’ın emek, gayret ve başarılı çalışmaları sonucu kaplıcamız bölgede parmakla gösterilenler arasında yerini almıştır.
 
4-KADİR AĞA KONAĞI BOL-DAV ARACILIĞIYLA BOLVADİNLİLERİN HİZMETİNDE OLACAK Mülkiyeti Çolakzade Hasan Hüseyin Köksoy ve eşi varislerine ait olan Kadir Ağa Konağı kullanım hakkının, belli bir süre ile Bolvadin ’in tarihi, sanatı, kültürü ve folklorunu tanıtmak amacıyla BOL-DAV’a verilmesi yönünde bir teklif, değerli büyüğümüz Sn.Nadir Ünal tarafından, varisler adına Vakıf Yönetim Kurulu Başkanımız Sn. Hasan Doğruyol’a iletildi ve hüsnü kabul gördü. Memleketimiz Bolvadin için bugüne kadar yapılan her hayırlı işte en önde yer alan değerli büyüğümüzün bu teklifine hiç şaşırmadık. Ata yadigârı Kadir Ağa Konağının atıl vaziyette kalmasını istemeyen varisler, hiç olmazsa Bolvadin’in kültür hayatına katkısı olsun, başta mahalleli olmak üzere; öğrenci, öğretmen, esnaf ve emekli hemşerilerimiz, çeşitli etkinliklerle kendini geliştirecekler ve hoşça vakit geçirecekleri bir sosyal mekâna kavuşmuş olsunlar düşüncesinden hareket etmiştir. Bu tarihi konakta ayrıca, Bolvadin’in kültürel ve yerel objelerinin sergilenmesi, dini gün ve gecelerde çeşitli programlar düzenlenmesi, sosyal organizasyonlar ile gençler ve öğrencilerin isteklerine uygun eğitim ve gelişim programları yapılması ve komşularla birlikte değişik sohbet ortamlarının oluşturulması da amaçlanmaktadır. Bu vesile ile böyle bir hayır işine öncülük eden başta Nadir Ünal ağabeyimiz ile birlikte, varisleri temsil eden, Sn. Basri Kabasoy Hocamıza ve Sn. Ali Osman Köksoy ile Sn. Fatih Köksoy kardeşlerimize, bu işe onay veren değerli diğer aile fertlerine ayrı ayrı teşekkürü bir borç biliyoruz. Yahya PEKTAŞ Ankara 10.12.2021

Paylaş

Whatsapp Destek