WhatsApp: +90 552 455 13 03       Telefon: +90 552 455 13 03



A‘dan Z ‘ye Nasıl Geldik Yörükzâde Hikmet Özdemir

A‘dan Z ‘ye NASIL GELDİK

Yörükzâde Hikmet Özdemir 

İlk  işimiz  oyun oynamaktı, gün ışıyınca sokak aralarında.Beş taşlarımızı toplardık Dibek Taşı önünde.İkide bir takılırdı,yaşlı kadınların  ayaklarına oyun ipimiz.Gülerek kurtarırlardı  “ip bukağısından” önce ayaklarından sonra bedenlerini. “Sizin okulunuz yok mu çocuğum.” Diyenlere omuz silkerdik. Aldırmazdık teyzelere amcalara Hemen   halka halka olurduk ,oyunumuza başlamak için.Derslerimizden önce gelirdi oyunumuz,kan ter içinde kalırdık yarışımızdan geri kalmamak için.

 

Şimdi Derstteyiz

Çantalarımızı kapınca ,koşardık  okulumuza.Ödevlerimiz bizi  bekler,kulakları kırışmış defterlerimizde, gammazlamaya hazır gülümsemesiyle.Öğlen  yemek zili çalınca,çıkarmazdı öğretmenimiz teneffüse;  “Matematik  yapalım çocuklar.”diye. Oyuncu ekipler kapıda sabırsızlarmış,  ne gam?Beklesinler!

Duvardaki haritamız da usanmıştı ,hep karşısında bizi görmekten.Parmaklarımızla gezerdik

Dağları, ovaları haritanın renklerinde.Yaylalardan  başlardık, temiz hava almaya.Sıraya girerdik,sırt sırta dizilmiş  Toroslar’da ayran içmeye.Nehirler ,ırmaklar ararken; şamataların en kolayını bulmaktı, işimiz.

Eğlenceliydi  yuvarlanmak yeşilliklerde,ovalarımızda.Halay çekerdik  mendillerle, Kızılırmak çağıltısını duya duya.

Irmaklardan Mendereslerin büyüğünden çıkıp;küçüğün kıvrımlarında saklanırdık, körebe oyunlarımıza nispet.Dolaşmaktan ayaklarımızın dermanı kesilirdi,uçsuz bucaksız Konya Ovası’nda.Soluk almak gelirdi aklımıza Mevlana Türbesi’nde.Sıra sıra odalardan çevreye dağılan    “Neylerine” sesine kulak verdikçe içimiz yanardı.

Munzur yaylasına gitmek isterdik, “Muzırlığımızdan.”Bağrımızı ıslatırdık, buz gibi sularla,yazın sıcağında. Coğrafyayı  çok sever gibisinden ,dersi kaynatmaktı  “İlk hedefimiz!”

Sıra Marmara’ya gelince,‘Zeytinliktir buraları’ diye başlardık, öğretmenimizin sımsıcak nefesine destek olmak için.

Ne yazık ki  dersten çıkış zili çalınca, “ üzüntümüzden,”  kendimizi  bahçeye atardık.

Kaldığımız yerden başlardık;okul bahçesinde bizi bekleyen,dizili taşların başına, ‘küsmesinler.’ diye.Siyah önlüklerimizle  caka satardık,boynumuzu çizse  de ak yakalıklarımız.Kopmuş  beyaz düğmelerimiz,sallanırdı beş taşın üstünde,saat sarkacı gibi.

Ne çabuk çalardı derslere giriş  zili?!Ne zaman gelmişti yanımıza rakip oyuncularımız ?!Her şey yarım kalırdı A’dan Z’ye  “Üzüntümüzden” acıkırdık yine.

 *Okuldan Çıkış Ziline “Üzüldük ”

Hazırlıklar çok hız alırdı;evlere değil ,oyunlara  yetişmek için. ‘Derslerimzde  kalırdı  aklımız.’

Çantalara tıkılan düğmelerimiz gibi.Süt tozu bardakları,küçücük çantamıza tıkılmamak için bizimle inatlaşırdı.Resim defterleri,tarih atlasımız,rengarenk coğrafya defterimiz. da inatlarını sürdürürlerdi,çantalara girmemek için.Arkasından açı ölçerimiz,pergelimiz ve cetvelimiz girmemek için o güzelim tahta çantalarımıza.Gerçi biz gibi oyun sevdalı çocuklara bu işler hafif  gelirdi.

Oyuna başlarız, kaldığımız yerden. Hiçbir zaman anlaşamadığımız “kim başlayacak! “ sözüne karşılık;yazı -tura atmakla işi çözerdik.Önce   başlama  zamanını, itişip kakışmayla  geçirirdik.     Yer çamurluysa  dik gelirdi,çok az kişide olan  delikli  yüz  paramız.Umutlarımız heveslerimiz de dikleşirdi karşımıza. oyunumuzu başlatmamak için Ama bir an önce, oyuna başlamaktı "İlk hedefimiz!"Bu hevesimize  her zaman taş koyan Muammerimiz,tetikte beklerdi taşları dizmemek için. Mavi gözlü Muammer,nedense,hep icat peşindeydi .Sayardı buluşlarını sırayla,oyun dışı bıraktığımız köşesinde.Başlardı anlatmaya:“Arkadaşlar,!Lastik pabuç yerine,kabaralı kunduralarımızda Janjanlı Işıklar yanacak, hem de  zil  sesi çıkaracak yürürken.”diye.Durur mu başlardı, icatlarını dökmeye;“Kol saatlerimizin kayışına,gizli mikrofonlar koyacağım.Müdürün odasını dinleyeceğiz.Sınavları hep başaracağız.”Buluşlarına pek sevinirdik bitmeden Muammer’in sözleri.“Mezarlıkların içindekileri  dinleyeceğiz,doktorların  kulaklılarıyla..Acaba o mezarda yatan kişilere ,nasıl sorgu -sual  soruyorlar,diye.Cennetteler mi? Cehennemdeler mi ?Onları  bilebileceğiz..” sözlerini ,dinletiyordu hepimize.Hayal- masal karışığı sözleri dinleye dinleye burun kıvırırdık hep martavallara.Bir ara,üst üste dikilmiş taşlara tekme atınca kopuk Kasım,

“Çanak çömlek patladı !”deyip kaçmıştık   bu karmaşadan.Fırlayan taşlardan kafası yarıldı.

 ‘İcatçı Muammerin.’Aksilik bu ya Muammer’in buluşlarını da dağıtırdı kafasından.

 Külcünün  İsa  atılırdı  hemen söze:

“Sağdıcım  Muammer ,demedim mi ben sana! ‘Garışma Allah’ın işine !İşte böyle taşlar, çarpar başına.Bu gidişle,daha çok gazalar gelir başına!”

Oyunda hiç bir çocuk kalmamış,korkudan herkes tüymüştü ortalıktan.Etraftan yardıma geldi mahalleye, Muammeri  tez elden ‘ uçurdular’ hastahaneye,

Ellerini koltuk altlarında ısıtan anası Zeliha teyze, seslendi uzaktan:“İcat çıkarma   oğlum Muammer ! Ben, ‘Gir çabuk eve,’dedikçe bunlar geliyor başına!”

*Z KUŞAĞI VE BİZİM  MUAMMER

Yılların üstünden geçince tüm  icatlar,Milenyumlardan.Bilgisayarlar, cep telefonları,İnternet salonları.Uzaya yolculuk için bilet alanlar....Girmişler sıraya seyretmek için, Alem- Dünyayı.

Toy çocukların  bitmeyen  Colası,ellerinden eksik olmayan  tostları, pantolonların kotlusu,ayaklarında spor botlusu…Ağızlarına sakız yaparlar şu nakaratlarını;“Hey Maayk.Ne haber?Hey  Corc!Versene boç!” Eksilmez sırtların rüzgardan uçuşan Palmiye desenli gömlekleri.Yakalarında ' Şerif 'yıldızlı kot ceketleri.  Liseli Ergenleri,. 'kırmış okullarını'.Evlerine  gelince  de babaları, kıracak  kafalarını!

Saatte  yüz kilometre hızda, Rallide  kanatlanır  motosikletlileri.Dizleri  üstündeki  leptoplarında parmakları,  ışık hızında gezer  tuşlarında.Şimdi adına diyorlar  “Z kuşağı”.Dedenin, ninenin sözü mü  olur kıymetlü “uşaklarunun” Tost çantalarına  tost koymaları.Sıra modern matematik dersinde.Gaus teorisi mi kaldı  akıllarda, şimdi de boş yok, kümelerde.Hepsi de etkisiz eleman peşinde. Herkes yaşar  bu hikayeleri  küçüklüğünde .Sayın sepetleyin şimdi .Nesilleri A’dan başlayın okumaya,Z’ de tamamlayın alfabeyi.Son harf zaten  Z !Çıkmaz sokakta mısınız çocuklar? Yoksa siz mi  örneksiniz  bizim nesile, bu hızınızla!.Yoksa bizim zamanımızın İcatçı Muammer'ine  caka mı satıyorsunuz  bu hızınızla.Z bitince ne yapacaksanız bu halinizle?

 

Paylaş

Whatsapp Destek