Köşe Yazıları


Resmi Büyüt

VAKIFLARIMIZ VE HİZMETLERİ
15.09.2008

Eşref GÜLTEKİN

Vakıf, bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmi bir yolla ayrılarak bir kimse tarafında bırakılan mülk veya para. Asıl amacı kısaca, insanı insana layık ölçülerde düşünmek ve o oranda hizmet götürmektir.
Vakıf: Bir kişinin taşınır veya taşınmaz mallarını hiçbir dış tesir altında kalmaksızın, sırf kendi rıza ve isteğiyle şahsi mülkiyetinden çıkarıp, hayır ve hasenat gayesiyle yine kendisi tarafından belirtilen şart ve hizmetlerin yerine getirmesi için ebedi olarak tahsis etmesidir.
Vakfın yasal dayanağı vakfiyedir. Vakfiyede, malın türü, ne amaçla kullanılacağı, nasıl kullanılacağı hususları yer alır. Vakıflar, daha çok dini amaçla ortaya çıkmıştır. İslam dini iyiliği, yardım yapmayı ve hayırda bulunmayı teşvik etmiştir. Bu sebeple vakıflar, Müslümanlar tarafından hayır ve yardım kuruluşu olarak kabul edilmiştir. Eski devirlerde de vakıflar vardı. Zemzem kuyusu, yollar, köprüler, mabetler, medreseler, imaretler vb. gibi bütün halkın hizmetine sunulmuştur.
Hz. Peygamber(s.a.s.) Medine’de kendisine ait hurma bahçesini vakfedip ilk vakfı kurmuştur. Daha sonra Hz.Ebubekir (r.a.) ve Hz.Ömer(r.a.) yaptıkları vakıflar, Müslümanlara güzel örnek olmuştur. Bu gelenek Selçuklar ve Osmanlılar döneminde de devam ederek günümüze kadar ulaşmıştır. Selçuklu İmparatorluğunun kuruluşu ile birlikte vakıflar daha fazla önem kazanmış, aynı zamanda Müslümanlığın yayılmasına önemli katkıda bulunan Türkler, İslâmın beraberinde getirdiği hayrı, dini, sosyal niteliklere sahip bir müessese olan vakıfların da en büyük savunucusu ve uygulayıcısı olmuşlardır. Öyle ki Selçuklu Sultanlar ile devlet adamları bu alanda birbirleriyle yarışır hale gelmişlerdir.
Vakıflar, en mükemmel ve en görkemli dönemini ise Osmanlılar devrinde yaşamıştır. Sayıları yüzbinleri aşan, insanlığa hizmette geniş alanlara yayılan Türk İslam Vakıflarının sanat yönüyle de zirveye ulaşması bu dönemde olmuştur.
Osmanlı’nın Anadolu’da ve hâkimiyetini sürdüğü her memlekette, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen adım başına bir vakıf eserin rastlamamız, bu dönemdeki vakıf inkişafının en güzel ve en açık delilidir.
Günümüzde pek çok bakanlıklar ile belediyelerin yaptıkları hizmetler, eskiden vakıf kanalıyla gerçekleştiriliyordu. Çok geniş ve değişik sahalarda hizmet veren vakfın asıl amacı, insan şahsiyetinin ve insan hayatının korunması ve geliştirilmesi insanların hayatta karşılaşabilecekleri maddi ve manevi zorlukların, ızdırapların dindirilmesi, hayatın güzelleştirilmesi, insan haysiyetinin ve toplumsal düzenin her türlü tehlike ve sarsıntılardan korunması olmuştur. Bu maksatla vakıf yoluyla camiler mescitler namazgâhlar, mektepler, medreseler, kütüphaneler, dergâhlar, darüşşifalar, hastaneler, aşevleri, kervansaraylar, çeşmeler, su yolları ve tesisleri, yollar, köprüler, deniz fenerleri kale ve istihkâmlar, spor saha ve tesisleri mesire yerleri, dul ve yetim evleri emzirme ve büyütme yuvaları, kışın tehlikelerle dolu olan yüksek dağlarda ve geçitlerde can kurtaran istasyonları niteliğinde barınaklar ve bunun gibi nice hayrat binalar meydana getirmiş ve bunların büyük bir kısmı zamanla mimarı ve tarihi açıdan değerli birer anıt haline gelmiştir. Kış aylarında kuşların beslenmesi, hasta ve garip leyleklerin bakım ve tedavisine, bayram günleri de şehir ve kasabalarda top atılarak çocukların sevindirilmesine, halkın neşe ve mutluğunun arttırılmasına, alış veriş edenlerin aldatılmasını önlemek üzere çarşı ve pazarlara ölçek ve kantar konulmasına evlatlıkların hırpalanıp azarlanmamaları için kırdıkları kap-kaçağın tazmin edilmesine, yoksul ve öksüz kızlara çeyiz verilmesine, düğünlerinin yapılmasına, çalışamayacak kadar yaşlı olan veya sakatlanan meslek ve sanat erbabı ile işçilere yardım için fonlar tahsisine, halka yararlı eserler yazdırılıp çoğaltılmasına, cezaevlerindeki mahkumların bazı ihtiyaçlarının karşılanmasına, halkın gıda ve ihtiyacının düşünülmesine et fiyatlarını kış aylarında yükselmemesini sağlayacak tedbirlere, ıslah edilmiş koyunluklar kurmaya ve tarımın geliştirilmesine kadar pek çok hizmet yine vakıf kanalıyla uygulanmıştır.
Geçmişteki sayısız sosyal ve hayrı hizmetlerinden bir kısmı arz edilen vakıfların Türk Sosyal hayatının çekirdeği olduğunu söylemek yerinde olur. Vakıf eseri bırakanları saygıyla, rahmetle anıyorum. Gidenin değil bırakmayanın ardından ağlamak gerekir.
Vakıf eserlerini koruyalım bu tür hizmetleri çoğaltalım. Sevgiyle kalın hoşça kalın.

Diğer Köşe Yazıları