Köşe Yazıları


Resmi Büyüt

ONLARI DAHA ÇOK ARIYORUZ
08.03.2007

Özgür İzzet Pektaş / BOLDAV 2. Başkanı

Büyük insanlar insanlığın bunalımlarının arttığı, düşmanlıkların çoğaldığı, karanlığın koyulaştığı ve hep beraber “Bu karanlık gecenin sabahı ne zaman ?” diye bekleştiğimiz dönemlerde ortaya çıkarlar. Dünyamız bugün böyle bir dönemi yaşıyor. Kendilerini güçlü ve istediği her şeyi yapmaya haklı görenler dünyamızı bir kan ve ateş denizine çevirdiler. Hırsları ve saplantıları insanlığı toplu bir felakete doğru hızla sürüklüyor. Manzara böyle. Medeniyetler birbirini doğurduğu halde bugün sanki medeniyetlerin birbirine ihtiyacı yokmuş gibi “Medeniyetler Çatışması”ndan söz ediliyor.
İnsanlık tarihi boyunca karanlığı yok eden güneş hep doğudan yüzünü gösterdi. “Işık Doğudan Gelir.”Umudumuzu kaybetmedik, çünkü biliyoruz ki bütün bu dertlerin ilacı yine bizim kültür dünyamızdan, bizim coğrafyamızdan ve bizim elimiz, dilimiz ve nefesimizle insanlığa ulaşacak. Dünyanın aradığı huzuru yine biz sunacağız bütün insanlığa. Nasıl mı? Mevlana ile Yunus’la, Hacı Bektaş-ı Veli ile ve hepsinin kaynağını besleyen Kutlu Yolun Önderi Allah’ın Elçisi Hz Muhammed ile(SAV)
Birleşmiş Milletlerin objektif düşünen, bilge danışmanları olmalı ki insanlığın onlara en fazla ihtiyacının olduğu bu yılları arka arkaya “Yunus Emre Yılı” “Mevlana Yılı” ilan etmekte.” 2007 yılı da, doğumunun 800.yıldönümü olması sebebiyle UNESCO tarafından “Mevlana Yılı” ilan edildi.
Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir?
Bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.
Merhamette güneş gibi ol,
Kusurları örtmede gece gibi ol,
Cömertlikte akarsu gibi ol,
Öfkede ölü gibi,
Tevazuda toprak gibi ol,
Ya olduğun gibi görün,Ya göründüğün gibi ol.!
“Hiç buğday ektin de, arpa verdiğini gördün mü?”
“İNSAN YARATILMIŞLARIN EN ŞEREFLİSİDİR ölçüsünden hareketle, her insanı kendi özündeki güzelliğe döndürecek şekilde;en kötü bilinen insanlara karşı bile tevazu ile davranmış,onların kalplerini kazanmış, inanmayanların doğru yolu bulmalarına vesile olmuştur.Elinden tuttuğunun,gözüyle baktığının,önünde eğildiğinin hidayetine;ebedi mutluluğa ulaşmasına vesile olmuştur.O,ebedi aleme göçüp gerçek hayata başladığı gün bütün Konya halkı cenazesine koşar.Hıristiyan ve Yahudiler de cenazesine katılır “O bizim de sultanımızdı” diye üzüntülerini beyan ederler.
O,kendi benliğini aradan kaldırmış, bütün varlığı ile Allaha teslim olmuş,her türlü dünya saltanatını yağmaya vermiş ve yaratılmış her varlığa yaratanın gözüyle bakmasını keşfetmiş bir İnsan-ı Kamil idi.
Bir sema meclisinde Mevlana sema etmektedir.Birdenbire bir Hıristiyan sarhoş sema meclisine girer.O sarhoş, rasgele hareketler yaparak Mevlana’ya çarpmaktadır,bunun üzerine dostlar o sarhoşu incitirler.Mevlana o sarhoşu incitenlere hitaben “şarabı o içmiştir,sarhoşluğu siz ediyorsunuz”diyerek onları uyarır.
Dinle neyden ki(m) hikayet etmede,
Hep ayrılıklardan şikâyet etmede.
İnsan tıpkı ney’in kamışlıktan koparıldığı için inlediği gibi, bu dünyaya gurbete gelmiş, gurbetin hüznünü yaşamakta ve asıl vatanına yani Allah’a hasret duymaktadır. Bu hasret ancak ölünce bitecektir, o bakımdan ölüm aslında gurbetten anavatana dönüş; sevgiliye kavuşma günüdür. Mevlana herkes için soğuk bir kavram olan ölümü bile bize hoş göstermiş adeta sevdirmiştir:
NEY ve NEFES. Haydi, hep beraber fonda ney sesiyle birlikte Mevlana’dan MESNEVİ ve DİVAN-I KEBİR okumaya. Hoşça kalın, dostça kalın. 

BOLVADİNLİLER DAYANIŞMA VAKFI (BOLDAV)
www.boldav.org.tr

Diğer Köşe Yazıları