Köşe Yazıları


Resmi Büyüt

"DERİN BOLVADİN"NE KADAR DERİN.?
31.08.2010


Bu ‘derin’ sözü, son yılların en geniş manalı sözlerinden olarak kullanılmakta. Anayurdum, hamurumun karıldığı kutsal toprak, güzel Bolvadin’i ifade edebilmek için bilhassa seçildi.
Bol dav’da YÖRÜKZADE merhumu anmak için yapılan toplantıda Hilmi Özdemir ağabey, merhumun bir vasfını ifade için anlatmıştı. Merhum; pazardan, kasaptan bir şeyler aldığında ‘görenin hakkı olur’ düşüncesiyle kapalı bir torba içinde evine gönderirmiş. Bir gün kasaptan aldığı bir miktar etin açıkta getirildiğini görünce; elbette gizli olarak infak ettiklerinin dışında, bu eti bu sefer aşikâre hemen komşulara dağıttırmış. Bu davranış, annemin anlattığı bir komşu kadını hatırlattı. O asil kadın, satmak için süt sağdığı kapda su bulaşığı kalmasın diye önce sütle çalkalar döker, sonra yeniden sağarmış. Bir damlacık sudan bile korkarmış. Buna benzer bir davranışı da Helvacı Nomen için anlatmışlardı. Rahmetli üç dört aylık nafakası olan helva kazanına bir fare düşünce hocaya sorar. O da ‘ o kısmı al at’ diye izin vermesine rağmen kazanın tamamını döker. Bayramlarda, cumalarda yapılan kabir ziyaretlerinde, kimliği belirsiz mezarlara okumadan geçemeyen Bolvadinliler biliriz. Sadece Allahın bildikleri hariç, bu şekilde yüzlerce davranış sayabiliriz Bolvadin’den.

Bir de şu an Burdur Müftüsü Halil Arık Hoca’nın anlattığı var ki hepimiz biliriz. 40 yıl evvel İmam-Hatip öğrenciliği sırasında, bir gün öğretmenleriyle birlikte Bolvadin’e okul için yardım toplamaya gelirler. Öğle vaktidir, çarşı camii öylesine doludur ki misafir hocalardan birisi Cuma zannederek iç ezan okumaya kalkar. Oysa Cuma falan değildir. Ama her vakit farza durmadan önce, kapı dışından abdest alanlara “ sela sela “ diye çağırıldığı, cenaze geçerken herkesin salına girmeye koştuğu veya en azından ayağa kalkıp selam durduğu, bayram öncesi ölülerle beraber yaşayanların tamamının kabristanda buluştuğu, bizim de haşre kadar bekleyeceğimiz kutsal topraktır Bolvadin.
Kabuk sayılan birkaç nahoş davranışı silersek, derinlerde o cevheri görürüz. Eskiden tanıdığımız o güzel insanların, bugün çocukları torunları aynı güzelliği devam ettirir. Safda sağınızda solunuzda aynı simalar durmaktadır. İşte “Derin Bolvadin” budur.
Bolvadin Adnan Menderesi bağrına basmış, çocuklarına Menderes, Adnan isimlerini koymuş. Hatta senelerce Menderes’in mirasını yiyen haramzade münafıkları bile hüsnüniyetinden sırtında taşımış. Bediüzzaman’a hürmeten yüzlerce çocuğuna ‘Said’ demiş çağırmış. Turgut Özal’a gönül vermiş, çoluk çocuğuna kızarak desteğini çektiğinde ise, yamyamlara yem edildiğini görmüş. “Vatanım! Ha ekmeğini yemişim, ha uğruna kurşun” diyen aslan gibi yiğidi Alpaslan Gümüş’ün, Ekrem Söğüt’ün, sırf darbelere zemin oluşsun diye kara toprağa düşürüldüğünü görmüş.
İşte bu “Derin Bolvadin” in sesi çıkmaz, mütevazidir, ariftir, sesi çok çıkanların boş sözlerine kulak asmaz, neyi nerede nasıl söyleyeceğini bilir. Elbet ‘Re’sen Emekli Tank Binbaşı Baki Kullap’ı da duyar ve hakkını yerde bırakmaz. Eğer öyle değilse örtün ki ölelim.

20 Ağustos2010
Özgür İzzet Pektaş


Diğer Köşe Yazıları