Köşe Yazıları


Resmi Büyüt

BİR YAZ TATİLİ'NİN ARDINDAN VE TECDİT
03.08.2010

Değerli dostlar herkese sevgi ve muhabbetlerimle,


Yaz tatilinin bir kısmını güzel ülkemizin müstesna köşelerinden Şehitler diyarı Çanakkale den sonra Baba ocağımız ana kucağımız Bolvadin de hem sılayı-rahim hem dostlarla birlikte olduğumuz, düğün, davet sünnet merasimleriyle güzel bir zaman geçirdik.Aynı zamanda varlıklarının ve yaşamlarının Bolvadin için çok önemli olduğunu düşündüğüm bir çok dost ve arkadaş gurubuyla da her zamanki gibi dertleştik,esenleştik.Seneler sonra bazı arkadaşlarımla birlikte Kırkgöz Köprüsünü yeniden keşfettik,Ortaokul öğrencisiyken gittiğimiz ve üzerine kırık merdivenlerinden çıkıp da ezan okuduğumuz Kırık Minareyi yeniden gezdik.Validelerle birlikte Abdulkadir Geylani Hz.ni, Uzun tekkeyi (Abdulvahap Hz.), Sultan Carullah Kabristan’ını ve şehitliği ziyaret ettik.Yalnız şehitliğin kapısının kilitli olması beni son derece müteessir etti.Kapılar neden kilitli bir anlam veremedim.(*)Koskoca Gelibolu yarım adası, yerli yabancı herkese açıkken neden bizim şehitliğimiz kapalı. İlgililere sesleniyorum! şehitlerimizle Bolvadinli arasına kilit vurmayın. Horan parkımıza olan ilgide beni son derece memnun etti. Orada yalnız Bolvadinliler değil çevre ilçelerden de bir çok kişinin teneffüs için orada bulunduklarını gözlemledim. Böyle bir eseri kazandıranlara her zaman şükran borcumuz var Allah mekanlarını cennet etsin. Bu arada yerel bir gazetemizde yayınlanan talihsiz satırları tahlil ederken aynı zaman da bu satırları eleştiren sivil toplum kuruluşlarının itirazlarını ve konuya yaklaşımlarını da değerlendirdik. Şu bir gerçek ki mızrak çuvala sığmıyor, kol kırılıyor ama yen içinde kalmıyor.Sorunlar,çözümsüz bırakılarak adeta katmerleştiriliyor.Bolvadinli olmak gerçekten büyük bir sorumluluk ve cesaret istiyor.Çünkü, sohbetlerin birinde bir büyüğümüzün şöyle dediğini hatırlıyorum.Bolvadin bölgesinde, çevresine her zaman örnek olmuş medeni bir şehir.Hatta konuştuğu lisanı dahi İstanbul Türkçesi.Ticaretle uğraşan şehirli bir topluluk.Hepimiz farklı farklı yerlerden gelmiş olabiliriz ama Bolvadin, ortak paydasında buluşmuş ve yaşam ve kültürüyle farklı bir şehir kurmuş olan atalarımızın yurt edindiği topraklar.Onu geliştirmek,ona sahip çıkmak elbette o toprağın evladı olan herkesin görevlerinden biri. Milli şairimiz merhum Akifin dediği gibi “Sahipsiz vatanın batması haktır,sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır” dizelerine herkes kendi özel dairesinde ,evinde,sokağında,mahallesinde, köyünde, şehrinde,ilinde,ilçesinde,velhasıl yaşadığı vatanında özümsemelidir ve o sorumlulukla hizmet etmeyi kendisine görev bilmelidir.Bolvadin ne Bolvadin de yaşayanlara büyük, nede Bolvadin dışındaki Bolvadinlilere küçüktür.Kimse Bolvadin yalnız Bolvadin de yaşayanları ilgilendirir yaşam bizim, hayat bizim, rahat ,huzur bizim dert ,tasa bizim ne hakkınız var ki dışarıdan gazel okuyorsunuz diyemez.Bolvadin de yaşayan yaşamayan bir Bolvadinlinin memleketine aidiyet duygusu vardır.Hiç değilse kabristanında da bir atası bir anası bir kardeşi dost,akraba ve yareni yatmaktadır.Doğru oturup doğru konuşalım, problem varsa çözümde mutlaka vardır.Çözüm nerededir? Tabi ki önce kafa yapımızda.Her birimiz her sohbetimizde aynı şeyleri dile getiriyoruz.Önce kafalarımızı değiştirmemiz lazım,düşünce reflekslerimiz ve bakış açımızı değiştirmeliyiz diye.Bardağa dolu tarafından görebilmeliyiz diye.,”Dertlerimi zevk edindim bende neşe ne arar” yerine ,”Zaman akıp gidiyor dur demek olmaz,sarılıp da geçmişe ,avunmak olmaz.Ne sen kalırsın ne de ben bu dünyada,umudun kaybedip ,pes etmek olmaz” deyip yeniden bir şahlanışa geçmemiz üzerimizdeki ataletten silkinip ”Bir günü diğer gününe eşit olan ziyandadır” hadisine uyarak yeniklere ve yenilenmeye devam etmeliyiz. İdeal bir İnsan, medeniyet ve memleket oluşturmanın gayreti içersinde olmalıyız.Bunun için de ideal öğretmenler,ideal öğrenciler,ideal sanatçılar, edebiyatçılar,velhasıl her meslek dalında işini özümsemiş ve hizmeti esas almış meslek erbapları yetiştirmeliyiz.Toplumumuzun temel taşları olan mesleklerde sanatta,imarda,ticarette,ziraatte, endüstride, sporda ve diğer kollarda tüm hizmet ve meslek gruplarımız da mükemmeli arama gayreti içersinde olmalıyız.Bunun için yazılmış yayınlanmış bir çok eserlerden ve yaşanmış ve yaşanmakta olan tecrübelerden istifade edebilmeliyiz.Bir silkinme ve yeniden bir yenilik, innovasyon,tecdit içersinde düşüncelerimizi,fikirlerimizi söz ve davranış kalıplarımızı gözden geçirmeliyiz.Bunun için özel sektör ve kamu imkanlarından yararlanılarak, memleketimizde bir eğitim seferberliği başlatmalıyız.Bu konuda görevli kuruluşlar kendiliğinden harekete geçebilmelidir.Milli eğitim ,Halk eğitim,Mesleki eğitim,Kaymakamlık,Belediye ,Yüksek okul ile işbirliği ve sivil toplum örgütleriyle ortaklaşa programlar geliştirmeli,her meslek dalı için yarışmalar düzenlenmeli ev kadınlarımız dahil başarılı olanlara sertifikalar verilmeli ve ödüllerle kaliteli hizmet teşvik edilmelidir. Bolvadin de Kaymak Şenliği ile birlikte Altın Haşhaş ödülleri düzenlenip Bolvadin’e fikren ilmen hizmet etmiş olan hizmet kalitesini yükselmesine çalışan kurum ve kuruluşlar da ödüllendirilmelidir.“Yaptığınız işi güzel yapın; Allah işini güzel yapanları sever” (Bakara 2/195) muhatap olan insanlar hizmetinde kusur etmemelidir.Ticaretimizin kurallarını yeniden gözden geçirmeliyiz.Verimlilik,süreklilik ve kalite önceliğimiz olmalıdır.Hani meşhur bir atasözümüz vardır. Annemin de kulakları çınlasın bizlere sık sık söyler “Parmağınızda balınız olsun ,hindistandan arı konar” diye.Yeter ki işimizin gereği olan yeniliklere ayak uyduralım.Bu arada Çarşı esnaflarımızdan merhum Züccaciyeci Ekrem Pektaş ağabeyi de unutmayalım ,Nasıl bir zerafet, nasıl bir incelik ve temizlik örneğiydi.Bolvadinimiz de bu örnekler çoktu.Yeniden Dillerimizi tatlılandırıp,suratlarımızı tebessüme alıştırmalıyız.Ahlaki değerlerimizi yeniden tanzim etmeli ve hayata geçirmeliyiz,Hizmet alışkanlıklarımızı değiştirmeli,yerli yabancı kime hizmet sunuyorsak,pazarlıyorsak,bunu yalnız kendi anlık karımız ve o anki haleti-ruhiyemiz içindeki halimizle değil, aklı başında,şuur ve bilinçli bir şekilde ne için ne istediğini bilen bir halde ve uzun vadeli düşünmeliyiz.Ünlü güreşçimiz merhum Kurtdereli Mehmet pehlivanın dediği gibi “Ben her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürdüm” sözünü bizlerde kendimize şiar edinmeli ve ,”Yaptığım her işte ,her ticarette, hizmet ve mal üretimimizde ve bunları sunuş şeklinde,her sözümüzde ve davranışlarımda Bolvadin içinde ,Bolvadin dışında arkamda Bolvadinlilerin tüm değerlerini,ahlakını,şerefini,izzetini düşünürüm” diyebilmeliyiz.Özellikle genç arkadaşlarım en büyük görev ve sorumluluk sizlere düşmekte.Biliyorum her birininiz ayrı ,ayrı bir değersiniz. Şöyle bir araştırdığımızda Bolvadin de birbirimizle yakın veya uzak bir akraba ilişkisi var.Ya tanıdık,yada bildik.Ama ciddi birde kusurumuz var oda malum bir husus “İnsanları inandıkları şeylerden vaz geçirmek bir şeye inandırmaktan daha zordur”(E.Renan).Kimse dananın altında buzağı aramasın.Maalesef her iki kelimin önüne ,arkasına ortasına hicap duymamız gereken sözcükleri kullanmamız uygun değildir.Bu ağız Bolvadinliye asla yakışmaz,zaten bizleri dışardan tanıyanlar da yakıştıramıyor.Burada büyük,küçük herkese sorumluluk düşüyor.Özellikle öğretmenlerimize.Ağzımızdan çıkanları kulaklarımız duymalı.“Rahmi mader”gibi varlığımızın şekillendiği ve insan olma hüviyetinin inşa edildiği “Sonra onu nutfe hâlinde sağlam bir yere(anne rahmi) yerleştirdik. Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu bambaşka bir yaratık (insan) yaptık” (Mü’minun/13-14).ayetine karşı edep sınırını aşan bir sözü asla sarf etmemeliyiz.Bunun ne örf ile ne kültür ile ne alışkanlık ile alakası yoktur.Bu düpe düz hem ahlaken zafiyetimizdir,hem de Allahın ayetine karşı bir saygısızlıktır.Dikkatli konuşmamız lazım.,bir düşünelim acaba ne söylediğimizin farkındamıyız ?.Bizler Bolvadinli olarak geniş bir aileyiz.Nazik ve kibar Bolvadin Türkçesini ve asil davranış ve duruşumuzu evimizde,okulumuzda,çarşımızda,pazarımızda,işimizde hissederek ve hissettirerek hayatlandırmalıyız.Argo kelimeleri birbirimizle şakalaşırken dahi kullanmamaya özen göstermeliyiz. Hafızalarımızı bu tip kelime ve kelimelerden arındırmalıyız Hareketlerimiz,davranışlarımız düzgün insani değerlerle örtüşen,mütavazi,saygın bir tarzı kendimize yakıştırmalıyız.Bizim davranışlarımızla örtüşmeyen,başıboş,haylazdelikanlı,kabadayı,serseri,hayta,külhani davranışlar şehirli bir gençliğin karekterini asla yansıtmaz.Bu tip davranış kalıpları artık toplumumuzda hoş görünmüyor. Her yerin örfi adeti farklı farklıdır.Bizim kültürümüzde zeybek vardır.Malum yöremizde kaşıkla oynanır.Her bir hareketin ayrı bir anlamı ve dili vardır.Efelik yapmak istiyorsak,sokakta,pazarda,caddede değil Allah korusun ya savaş meydanında, ya da düğün meydanlarında kendimizi göstermeliyiz.Yiğitlik,mertlik,delikanlılık ritüellerini buralarda segileyebilmeliyiz.Hepimiz gönüllü bir Bolvadin temsilcisi hüviyetini taşımalıyız.Anadolunun pek çok yerinde bu sinerjiyi gerçekleştiren topluluklar vardır.Ankara Beypazarı,Karabük Safranbolu güzel örneklerdir.Merak edenler için oraları bir gidip görmelerini isterim.Yedi yaşındakiyle yetmiş yaşındaki her bir birey kendi memleketlerinin örfünü,adetini yaşarken aynı zamanda o yörenin ürününü pazarlarken top yekün bir şehir markası oluşturuyorlar.O bölgelerin yerel yönetimleri ve vatandaşları bunu hep birlikte başarmışlar, bizlerde başarmak zorundayız.Bizlerde Bolvadinliler olarak vizyon geliştirmeliyiz.Her bir Bolvadinli,Bolvadin de yöneticilik yapan,Bolvadin i temsil eden herkes bir misyon yüklenmelidir.Şahsen hayalimdeki Bolvadin, Yüzde, yüz ü okumuş ve meslek sahibi olmuş bir şehir,Gelişmiş Ekonomisi,Modern Şehir Görüntüsü ,Çalışan ve Üreten İnsanlar,Göç veren değil alan bir kent,Kalifiyeli ve kaliteli bir nüfus,Mezunlarını üniversiteye yerleştiren eğitimciler,Eğitilmiş iş gücünü değerlendiren işletmeler,Yardımlaşan ve Dayanışan insanlar ve müesseseler,Her kesimce paylaşılan sevinçler ve kederler,Çevresine Model bir topluluk.Hiçbir konuda ve hiçbir ortamda ümidini yitirmeyen ,Hiçbir zaman doğruluktan şaşmayan birbirleri hakkında kötü zanla yaklaşmayan güzide topluluk,Hiçbir zaman aralarındaki kin ve husumeti barındırmayan muhabbet insanları,Her zaman Bir çok ortak paydamızın şehrimizin ve insanlarımızın görünmeyen sigortası olduğunu fark etmek ,Her türlü Baskı ve Taassuba kapalı aydın bir topluluk.Bolvadinlilerin ortak menfaatini kendi şahsi menfaatinden daha ileride gören Hamiyetperver ve kadirşinas bireyler oluşturmalıyız.Bunlar asla bir hayal değildir.Yeter ki sorumluluk hisseden herkes temsil makamını alan veya talip olan her bir birey bu vizyonu geliştirsin ve kendini bunları hayata geçirmek için gayret etsin. Seçilme müessesesini sadece seçim zamanında harekete geçirip milletimizden yetki alanlar ki bu sadece siyaset alanımızı ilgilendirmiyor Tüm seçim olan ve seçimle yönetim organizasyonu gerçekleşen kurum ve kuruluşlar içinde Milletvekilinden, Belediye Başkanına, Belediye meclisinden, encümenine ve kooperatiflerimizden tüm tüzel hüviyetli işletmelerimizin yönetim kurul üyelerine muhtarlarımıza,cami,çeşme yaptırma ve yaşatma derneklerimize,vakıflarımıza tüm organizasyonlarımızdaki seçilenler bir sorumluluk bilinci içersinde olmalıdır.Seçme müessesesinin temsilcileri de ki bu halkımızdır.Kimi hangi özelliği ile,hangi ilmi,hangi kültürü ,hangi kabiliyeti ,hangi mesleği,hangi ahlaki vasıfları ile ,hangi şahsiyeti ile nereye temsilci seçtikleri’nin sorumluluğu içersinde olmalıdır.”Şüphesiz ki Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emrediyor.” (Nisâ, 4/58) buyurulmaktadır. Bu, devlet başkanından bir hizmetliye varıncaya kadar idarî sistemin her kademesi için geçerli ve tazeliğini hiçbir devirde kaybetmeyen ilâhî bir emir ve ikazdır.Kendine sahip olamayan, ruhu cesedine ,kalbi nefsine,aklı midesine hükmedemeyenler, hayatı sadece yeme, içme, eğlenme ve para kazanma çerçevesinde düşünen kişilerin başa geçmesine, idarî işlerin ağırlığını yüklenmesi uygun değildir.Çünkü bu vasıfları taşıyanlar iş başına getirildiği takdirde, önce o memleketin huzuru kaçar ve kıyameti kopar.Müesseseler,şirketler,vakıflar,dernekler,kooparatifler,siyasi partiler,belediye ve sivil toplum örgütleri olarak,Güçlü yönlerimiz,Zayıf Yönlerimiz ,Fırsatlar ve Tehditlerin bir analizini yapmak durumundadır.Bizim Güçlü yönlerimiz,zayıf yönlerimiz birey olarak da şirket olarak da,Bolvadinli olarak nedir. Örneğin Genç bir nüfusumuzun olması,Konya-İstanbul Karayolunda olmamız,termal tesis sahibi olmamız, Okullaşmamız,nüfusumuzun azalması,eber gölünü besleyen kaynakların azalması,fabrika ve pis su atıklarının yine buraya akıtılması,demir yoluna yakınlığımız,Alkoloidler fabrikasının varlığı ,küçük ve büyük baş hayvancılığımızın gelişimi,horan ve diğer,parklarımız,tarihi evlerimiz,tarihi camilerimizin tekkelerimiz,türbelerimiz,kamışımız,kındıramız,etimiz,sucuğumuz,kaymağımız,şarıl şarıl akan çeşmelerimiz,kırkgöz köprümüz, kırık minaremiz bu ve buna benzer bir çok maddi ve manevi varlıklarımız her yönüyle tahlil edilmelidir.Tecrübenin kaynağı insan ömrü olmakla birlikte Akıl,Bilgi,İrade ve Kararlılıktır. Hamiyet ve Hizmet bunların senteziyle gerçekleşir. Hizmetin gayesi de hak ve halk için yapılanıdır.Toplum olarak ekonomik ve sosyal gelişmede başarı sırrının birlik ve beraberlik içersinde organize olmakta olduğunun farkında olmamızda saklıdır.

 

Saygılarımla,
Hasan DOĞRUYOL
Ankara 25/07/2010


Not:Bolvadin Şehitliği içini yukarıdada belirttiğim gibi gezme imkanı olmadığından aşağıdaki önerimi teklif ediyorum. Varsa da gerçekleştirenlere teşekkür ederim .
(*): Gerek Çanakkale şehitliğinde yatan gerekse Dumlupınar,Kocatepe,Sarıkamış ve diğer vatan topraklarında (Osmanlı nın terk ettiği sınırlarda olanlar dahil) şehit düşmüş atalarımızın isim ve kimlikleri tespit edilip Şehitliğimizde onlara da yer verilmesi nesillerimize aktaracağımız bir miras olsun.Kendilerini rahmetle anarken isimleri de teker teker mermer kaideler kazınsın.

Diğer Köşe Yazıları