Silmek İstediğinize Eminmisiniz ?

Eminseniz Lütfen Evet'e Basın.

WhatsApp: +90 552 455 13 03       Telefon: +90 552 455 13 03



BOLVADİN YANIK KIŞLA’NIN ÖYKÜSÜ

BOLVADİN YANIK KIŞLA’NIN ÖYKÜSÜ

Muzaffer DİLEK Emekli Vali ve Onursal Danıştay Üyesi; 14 Şubat 2003 ile 16 Kasım 2006 tarihleri arasında Afyonkarahisar Valisi olarak görev yapmıştır.

Yanık Kışla nedir, nerededir ve bu adı neden almıştır? Bu tarihi yapıyla ilgili gerekli bilgiler Afyonkarahisar’da görev yaptığım dönemde İbrahim Yüksel tarafından yazılan ve İl Özel İdaresinin bütçesinden bastırılarak ülkedeki referans kütüphaneleri dahil belli başlı kütüphanelere de gönderilen “Afyonkarahisar’da Canlanan Tarih” adlı kitabın 88-90. sayfalarında yer almıştır.

Yanık Kışla, Osmanlı İmparatorluğu’nun Abdülhamit idaresinde bulunduğu yıllardan 1892-1894 yılları arasında yapılmıştır. 2. Ordu’nun 25. Redif Alayına bağlı 4. Bolvadin Taburuna tahsis edilen ve Redif Kışlası olarak adlandırılan yapı kompleksi, Sakarya Cephesi’nde bozguna uğrayan Yunan ordusuna bağlı askeri birlikler tarafından 13-24 Eylül 1921 günü yakılmış ve bu haliyle 2003 yılına kadar ana yapı dört duvar olarak bir abide gibi (!) ayakta kalmıştır. Maalesef bu acı manzara ne valilerin ne politikacının ne de görevde bulunmuş Bolvadin Belediye başkanlarının dikkatini çekmiştir. Redif Kışlası’nın önündeki kitabede Sultan Abdülhamit’in adı geçtiği için bu yapının onun tarafından yaptırıldığı görüşünün yanında, 1854 Kırım, 1876 Plevne, 1897 Yunan savaşlarında ve Kuzey Afrika’da önemli görevler üstlenmiş olan Bolvadin Taburunun anısına Kaymakam Necip Bey başkanlığında oluşturulan bir komite marifetiyle Bolvadin halkının parasal katkılarıyla yaptırıldığı bilgisi de bulunmaktadır. 1894 yılında hizmete giren Redif Kışlası için Sulatan Abdülhamit’in “taltif beraatı” yollayarak teşekkür ettiği bilinmektedir.

Bu yazıcının amacı gelecek kuşaklara doğru bilgi bırakmaktır. Bolvadin Kaymakamlığının resmî sitesinde yer alan bilgi hem yetersiz hem de eksiklikle ve çarpıklıkla maluldür. Bu yapının restorasyonu, Afyonkarahisar Valiliğine göreve başladığım 14 Şubat 2003 tarihinden sonraki aylarda ele aldığım en önemli iki milli projeden biridir. Diğer proje ise Şuhut Atatürk Evi’ydi. Amacım, 82 yıl süreyle düşman askerlerince yakıldığı şekliyle ve dört duvar halinde ayakta kalmış ecdat yadigarı olan; ancak kaderine bırakıldığı için de mevcut halinden utanç duyulması gereken tarihi yapının kısmen de olsa (müştemilatı yok edildiği için) özgün kimliğine kavuşturulmasıydı. Şuhut Atatürk Evi olarak restore edilip yeni fonksiyon verilen Hacıvelioğlu Konağı, Kültür ve Turizm Bakanlığından Afyon İl Özel İdaresine tahsisi ettirildiği için bu Konağın onarım ve tefriş işleri için İl Özel İdaresinin bütçesinden harcama yapmakta bir sorun yoktu. Ancak Yanık Kışla’nın mülkiyeti Bolvadin Belediyesi adına tahsisli bir yer olduğundan, bu yapıya, İl Özel İdaresinden kaynak aktarmak veya harcama yapmak mümkün değildi. Bu gibi engeli aşmanın bir yolunu, daha önce Şanlıurfa Valiliği yaptığım sırasında bulmuş ve tecrübe etmiştim. Benzer bir yöntemi bu yapı içinde uygulayabilirdim. Dolaysıyla Yanık Kışlanın restorasyonu ve fonksiyon kazandırılması için elimde denenmiş bir yol haritası vardı. Bu metot, 2002 yılı itibarıyla mevzuatımızda henüz yer almayan “uzun süreli kullanma karşılığında restorasyon yapılmasıydı” Bu uygulamanın yasal altyapası daha sonraki yıllarda (2004 yılında) oluşturulmuştur. Şanlıurfa’da İl Özel İdaresinin yürütme organı sıfatıyla Kızılay Genel Müdürüyle yaptığımız görüşme sonucu bu kurumun mülkiyetinde bulunan tarihi İsviçre Misyoner Hastanesinin, çeşitli sosyal amaçlar doğrultusunda 25 yıl süreyle kullanması karşılığında, düzenlenen yazılı protokolle Şanlıurfa İl Özel İdaresine devri sağlanmış, daha sonra bu yapının restorasyonu yaptırarak kadınlar ve dezavantajlı guruplara çeşitli hizmetler sunan “sosyal merkeze” dönüştürülmüştü.

Benzer bir uygulamayı Bolvadin Belediyesi ile anlaşma yaparak, Yanık Kışla’nın kurtarılması amacıyla hayata geçirdik. Kaymakamlık sitesinde yer aldığı gibi Köylere Hizmet Götürme Birliğinin restorasyonla ilgisi İl Özel İdaresinden gönderilen ve emaneten yaptırılan (proje, ahşap doğrama ve çelik konstrüksiyonu işleri hariç) inşaat malzeme ve işçilik işleriyle ilgili sınırlı bir görevden ibarettir. Daha açıkçası İl Özel İdaresi adına kendisine Valilikçe verilen görevi yapmaktan ibarettir. Şuhut Atatürk Evinin restorasyonda da bu şekilde karma bir model uygulanmıştır. Dolaysıyla İnternet ortamındaki Bolvadin Köylerine Hizmet Götürme Birliğine atfedilen rol ve verilen bilgiler eksik ve hatalıdır. Yanık Kışla’nın tüm işlerini planlayan da uygulayan da Afyonkarahisar (o zamanki adıyla Afyon) Valiliğidir.

Genel anlamıyla yöneticilerin, birbirlerinin izlerine basmadıkları gibi, seleflerinin yaptığı çalışmaların izlerini silmek, yapılan işleri işlevsiz bırakmak, değiştirmek ve bazen de ortadan kaldırmak gibi davranışlara yöneldiklerine, kaymakamlık, müfettişlik ve valilik görevlerimi görevlerim sırasında zaman zaman rastlamışımdır. Maalesef bu bir gerçektir ve zaman zaman her kademe yöneticisin başvurduğu olumsuz uygulama ve davranış biçimdir. Yanık Kışla ile ilgili olarak internet ortamındaki resmi bilgilere bakılınca hayret etmemek mümkün değil! İşgalci düşman ordusunun yaktığı Redif Kışlasının 82 yıl abide (!) gibi şehrin göbeğinde durduğunu görmeyen gözler, niteliğine yukarıda işaret edilen bu tarihi mirasın nasıl restore edilip işlevselleştirildiğini de görmemiş olmalılar (?) Emanet usulüyle anahtar teslimi yapılan Yanık Kışla restorasyonla ilgili tek satır görmeyince aklıma, Dedeağaç Valisi Ebubekir Hazım Tepeyran’ın 1908 yılında söylediği ve yukarıda değindiğim “idareciler birbirinin izine asla basmaz!” cümlesi geldi. Bunu not ederek yapılanları anlatayım.

Yanık Kışla’nın yıllarca (82 yıl) kaderine terk edilmiş görüntüsüne son vermek için yapılması gerekenler, göreve başladığım ilk aylardan itibaren gündemimde oldu. Tarihi mirasın korunması için oluşturulan ve 22 Temmuz 2000 tarihinde yapılan ve sadece 52 belediye başkanı ve 15 valinin katılımı ile ilk genel kurul toplantısını yapan Tarihi Kentler Birliğinin bu günkü üye sayısı 398’dir. Birliğin kuruluş sürecine, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın talimatıyla Genel Sekreteri sıfatımla görevim gereği katkılarım oldu. Bursa’da yapılan toplantıya Bakan Bey’in talimatı üzerine katıldım ve Tarihi Kentler Birliğin amacı ve politikalarını öğrenme fırsatı buldum. Şanlıurfa Valiliğine atandıktan sonra bu Şehrin tarihi mirasının, doğal çevre değerlerinin ve genel anlamda kültür ve tabiat varlıklarının korunması için elimden geleni yaptım. Bu şehirde onlarca projeyi hayata geçirmek bir yana Tarihi Kentler Birliğinin 2002 yılında Şanlıurfa buluşmasına ev sahipliği de yapmıştım. İşin bir tarafı buydu. Bence daha önemli tarafı Yunanlılarca yakılıp yıkılmış 82 yıl boyunca da kaderine terk edilmiş ata yadigarına sahip çıkmak ve her gün önümüzde duran tarihi bir kötülüğün izlerini silmek benim için hem şans hem de onurlu bir görev olarak önümde duruyordu. Ben bu göreve kendiliğimden talip oldum. Bunun kendimce objektif ve sübjektif sebepleri vardı. Objektif sebeplerim idarecilik ve yurttaşlık görevlerimle ilgiliydi. Sübjektif sebep ise iki dedemin de Millî Mücadelede bu cephede görev yapmasıydı.

Bu işle ilgili düşüncelerimi hayata geçirmek için ön hazırlık şamasında önce Bolvadin Belediye Başkanı ziyaret ederek Yanık Kışla ile ilgili bilgi aldım. Enkaza dönüşmüş ve 4 duvardan ibaret tarihi yapının restorasyonunun yapılması gereğinden söz açtım. Belediye Başkanı Sayın Mehmet Kayacan mali durumlarının buna uygun olmadığını ve bu iş için kaynak ayırmalarının bu aşamada mümkün olmadığını söyledi.

Bu konuşma üzerine, bu tarihi yapının olumsuz görünümün ortadan kaldırılması için Şanlıurfa’dakine benzer bir öneri getirerek İl Özel İdaresince restorasyonunun yapılması ve belirlenecek bir süreyle sosyal ve kültürel amaçlarla kullanılması karşılığında bu idareye devri hususunun Belediye Meclisinde görüşülmesini önerdim. Bu önerimi prensipte kabul etti. Aslında, Yanık Kışla’nın restorasyonu yapılsa dahi böyle bir mekâna Bolvadin İlçesinde İl Özel İdaresinin ihtiyacı yoktu. Ancak, İl Özel İdaresi bütçesinden Belediyenin mülküne para harcanmasına da mali mevzuat izin vermemekteydi. Yapılmaya çalışılan iş ve işlemler, bu yapının onarılması için gerekli olacak ödeneğin teminine yönelik uygulamalardı. Yanık Kışla’nın devredilmesi halinde, restore edilip tefriş edildikten sonra Bolvadin merkezine yakın köylere yönelik çeşitli kursları burada açılabilir diye düşünülmüştü. Benim esas amacım, yılardır kaderine terk edilmiş, 82 yıl önce Yunan ordusu tarafından yıkılmış ve dört duvar haline gelmiş bulunan bu kültür varlığı için dolaylı yoldan ödenek bulup restore edilmesiydi. Yukarıdaki paragrafta da değinildiği üzere, Özel İdarenin görev alanı kırsal kesim olduğu için belediye sınırları içindeki mahalli hizmetlere harcama yapılmasına yasalar izin vermiyordu. Dolaysıyla uzun süreli kiralama yoluyla devralacağımız Yanık Kışla’yı restore ettirip belirlenen süre sonunda da Bolvadin Belediyeye tekrar devretmek tek seçenekti. İlerde Sayıştay denetiminde sorun yaşamamak için böyle bir formül oluşturmak kaçınılmazdı. Eylemsizliğin alternatifi ise ayıplı yapının devamına sessiz kalmaktı (?) Kendimce doğru olan yolu izleme karar verdim. Bunun altyapısı Bolvadin Belediyesi ve İl özel İdaresinin yetkili organlarından gerekli kararların çıkartılması yoluyla oluşturuldu. Bu kararların alınmasında milli hassasiyete vurgu yapılası önemli katkı sağladı. Bu sırada meclisleri ikna etmeye çalışırken milli onurumuzun korunmasından da çokça söz ettiğimi hatırlıyorum. Benim esas amacım göreve başladığım yıl bitmeden, bu işlerin belli bir aşamaya gelmesiydi. Nitekim süreç hızla işledi ve istediğim kararlar yetkili meclislerden çıktı.

Bolvadin Belediyesi, 10.11.2003 tarihinde olağanüstü toplanarak restore edilip kültürel amaçlar doğrultusunda kullanılması kaydıyla Yanık Kışla’yı İl Özel İdaresine 39 süreyle bedelsiz olarak kiralanmasını kararlaştırdı. 02.12.2003 tarihinde toplanan Afyonkarahisar İl Genel Meclisi de 29 numara kararı ile Yanık Kışla’nın restore edilmek ve ilçede gerçekleştirilecek sosyal kültürel ve sanatsal etkinliklerde kullanmak kaydı ile İl Özel İdaresine tahsisini kabul etti ve yapılacak restorasyon giderlerinin İl Özel İdari bütçesinden karşılanmasını kararlaştırdı. Bolvadin Belediyesi tarafından İl Özel İdaresine 39 yıllığına tahsis edilen Yanık Kışla’nın onarılıp kültür evi olarak işlev kazandırılması yönündeki proje çalışmaları, Afyonkarahisar Valiliği ile Çekül Vakfı arasında yapılan mali protokol çerçevesinde yürütülmüştür. 2003 yılında başlanılan restorasyon projesi 02.03.2004 tarihinde tamamlanmış, 10.06.2004 tarihli ve 2798 sayılı Eskişehir Bölge Koruma Kurulu kararıyla da restorasyon izni alınmıştır. Bolvadin Köylerine Hizmet Götürme Birliği tarafından 2004 yılında temel kazımı ve beton işlerine temin edilen taşeron vasıtasıyla başlanmıştır. Binanın çelik konstrüksiyonu işleri ise Afyonkarahisar Şeker Fabrikası tarafından imal edilmiştir. Yanık Kışlanın ahşap işlerini Afyon Gazi Endüstri Lisesi Müdürü Erol Avcıoğlu’nun özel takibiyle bu okulun atölyelerinde hazırlanıp yerinde monte edilmiştir.

İşin tamamlandığı tarih olan 2005 yılının Ağustos ayı itibarıyla restorasyon işleri için İl Özel İdaresi bütçesinden 246.173 YTL (243 milyar TL) harcama yapılmıştır.

Restorasyon işleri tamamlandığı sırada Bolvadin Belediye Başkanlığından Mehmet Kayacan ayrıldı ve yerine eski Kaymakam Ahmet Helvacı seçildi. Kültürel ve sosyal ihtiyaçlarda kullanılmak üzere restorasyonu yapılan yanık kışla bir süre boş kaldı. Bu sırada İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencilerine bu mekânda slaytlar eşliğinde bir de konferans verdim. Bu konferansta Afyonkarahisar’da uygulanan ve uygulanmakta olan projeler hakkında bilgilendirme yaptım.

2005 yılında yürürlüğe giren yerel yönetimler yasası ile idareler arasındaki mülk tahsis ilişkileri yeni esaslara bağlanmıştı. Bu imkândan yararlanmak isteyen Bolvadin Belediye Başkanı Ahmet Helvacı 2006 yılında Valiliğe yaptığı ziyaret sırasında Yanık Kışla üzerindeki hakkımızdan feragat edilmesini talep etti. Ben de restore edilme amacı doğrultusunda kullanılacağı taahhüdüyle konuyu İl Genel Meclisine götüreceğimi söyledim. Kısa süre içinde yasal prosedürler tamamlanarak bu iade işlemi gerçekleştirildi. Yukarda da değindiğim gibi, esas amaç Yanık Kışla yapısından yararlanmak değildi. Amacım 82 yıllık bir enkazı ortadan kaldırmaktı. Tüm çabalar bunun içindi. Her ne kadar Köylere Hizmet Götürme Birliğince restore edilmiştir gibi anonim bir ifadeyle bunca çaba perdelenmiş olsa da şu soruyu sormak gerekmez mi? Madem bu onarımı Köylere Hizmet Birliği yapabiliyormuş da 82 yıl, yani 2003 yılına kadar neden beklenilmiş? Hiç değilse kaymakamlık sahiplenseydi (?).

Anne tarafından Dedem Hasan Altınsoy süvari askeri olarak General Fahrettin Altay’ın komutasında Çay ve Sandıklı mıntıkasında, baba tarafından dedem Uzun Çapan ise İsmet İnönü’nün Kurmay Başkanı Asım Gündüz’ün koruması olarak Şuhut askerlik görevini yaptılar. Ben de görevim gereği hatta biraz da mevzuatı zorlayarak görev yaptığım ilin topraklarına yakışmayan, Yunan askerlerinin yaktığı ve 82 yıldır bu haliyle kalmış olan ayıplı görüntüyü ortadan kaldırdım. Bugün görünür kayıtlarda bu işe emek harcayanlar yer almasa da 2003 yılının resmi arşivlerde Yanık Kışla’nın restorasyon ve işlevselleştirme süreci yazdığım şekliyle kayıtlıdır. Afyonkarahisar’da Canlanan Tarih adlı kitapta da benzeri bilgiler mevcuttur. Vali olarak görev yaptığım yerlerde ve yıllarda yapılan iyi işlerin kayda geçmesi için gösterdiğim çabaların ne kadar gerekli olduğunu yıllar sonra daha iyi anladım. İyi ki sadece yapmamış, yazmış ve yazdırmışım da. Bu satırlarla geçmişten geleceğe bu notu düştüm. 02.10.2025

Muzaffer Dilek Emekli Vali ve Onursal Danıştay Üyesi

Kaynak: TÜRK İDARECİLER DERNEĞİ- İdarecinin Sesi Dergisi 229. sayı Ocak- Şubat 2026

Not: Muzaffer Dilek, 14 Şubat 2003 ile 16 Kasım 2006 tarihleri arasında Afyonkarahisar Valisi olarak görev yapmıştır.

BOL-DAV DİYOR Kİ!
Yanık Kışla’nın yeniden işlevlendirilmesi, sadece bir restorasyonun devamı değil; Bolvadin’in tarihine sahip çıkma ve geleceğini şekillendirme projesidir.

Bolvadin’in ortasında duran Yanık Kışla, aslında hepimize her gün aynı soruyu soruyor:
“Beni sadece kurtarmak mı istediniz, yoksa yaşatmak mı?”

1890’larda yapılan, 1921’de yakılan ve tam 82 yıl boyunca mahsun bir ecdat yadigarı gibi yeniden küllerinden doğmayı bekleyen   bu yapı, büyük bir çabayla yeniden ayağa kaldırıldı. Ama bugün bakıyoruz… Kapıları gibi ruhuda kapalı. Sessiz. İşlevsiz. Unutulmaya terk edilmiş gibi.

Oysa burası sıradan bir bina değil. Burası Bolvadin’in hafızasıdır. Milli Mücadele’nin izidir. Ecdadın emanetidir.

Açık konuşmak gerekir:
Bir yapıyı restore etmek, onu yaşatmak değildir. Eğer içinde hayat yoksa, o bina yeniden terk edilmiş demektir.

Bugün Yanık Kışla;
çocukların öğrenmediği, gençlerin uğramadığı, insanların vakit geçirmediği bir yer olarak kalıyorsa, burada hepimizin ama en çok da yetkililerin durup düşünmesi gerekir.

Bu mekân;
etkinliklerin yapıldığı, öğrencilerin geldiği, sergilerin açıldığı, insanların buluştuğu bir kültür merkezi olmak zorunda. Bu sadece bir tercih değil, bir sorumluluktur.

Sorulması gereken soru çok net:
82 yıl harabe olarak bekleyen bir yapı ayağa kaldırıldıktan sonra, şimdi neden yeniden sessizliğe terk ediliyor?

Bugün harekete geçilmezse, yarın elimizde yine “restore edilmiş ama yaşayamamış” bir yapı kalacak.

Yanık Kışla bir bina değildir.
Yaşatılırsa anlamlıdır.
Aksi halde sadece duvardır.

Artık karar zamanı

BOL-DAV BOLVADİNLİLER DAYANIŞMA VAKFI

Paylaş