Silmek İstediğinize Eminmisiniz ?

Eminseniz Lütfen Evet'e Basın.

WhatsApp: +90 552 455 13 03       Telefon: +90 552 455 13 03



BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE

                                                                        BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE

Bu kitap bana çok şey öğretti. Yıkılmakta olan bir ülkeyi kurtarmanın zor olduğunu fakat imkânsız olmadığını gösterdi. Kitapta ilk olarak devlet tiyatrosu örneği beni etkilemişti. Temellerimizi sağlamlaştırmazsak yıkılmaya mahkûmuz. Bundan dolayı Bolvadin ilçemizi düşünmeye başladım. Belki de en büyük eksikliğimiz buydu. Düşünmek… Biz Bolvadin halkı pek düşünmüyoruz. Hayatımızdaki her şeyi düşünüp yapmak yerine her şey olacağına varır deyip geçiştiriyoruz.

 Ancak en iyi yanımızdan biri tıpkı kitaptaki gibi dayanışma içinde olmamız. Örneğin mahallemizde ihtiyaçlı yaşlı, çok çocuklu aileler ya da sorun yaşayan komşularımızı tanırız. Hep birlikte bi hal çaresine bakmaya çalışırız. Ne yazık ki etrafımızda olup bitenleri bilmek çok da siyasi alanda işimize yaramaz.

 Hayatımızda bizi temsil edecek insanları tanıdık olup olmadığına pek bakmayız. Bazen bu iyi de olabiliyor kötüde… Bunların önüne geçmenin en pratik mantıklı yolu tıpkı kitapta olduğu gibi eğitimdir. Bizzat eğitimin ne kadar önemli olduğunu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk şöyle vurgular.” Milletimizin siyasî, toplumsal hayatında, milletimizin fikrî terbiyesinde rehberimiz ilim ve teknik olacaktır. Mektep sayesinde, mektebin vereceği ilim ve teknik sayesindedir ki Türk Milleti, Türk sanatı, ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı, bütün güzelliğiyle gelişir.”

Eğitim ilk başta kişinin gelişmesinde büyük bir rol oynar. Kişi geliştikçe etrafındaki insanlar gelişir. Etrafındaki insanların gelişimi demek toplumun yapısını geliştirir. Bir toplumun aydın ve eğitim niteliğinde bir kitlesi varsa o toplum ileriye güçlü adımlar atmakta ve gelişmekte büyük rol oynar. Buna Bolvadin eğitim anlayışında bakarsak: Bolvadin’de eğitim anlayışı toplum yapısında geçmiş yıllara göre iyi olsa da ne yazık ki genel anlamda çok da iyi değil. Genç kesim genelde erkek çocukları derslerin stresini, ödev anlayışını, sabahları erken kalkıp sekiz saatlik koca bir zamanı dört duvar arasında geçirmek istemediğinden dolayı okulu bırakma eylemine yatkındır. Okula gitmek yerine bir sanayide, herhangi bir dükkânda çalışarak ve bundan para kazanmak daha cazip geliyor onlara. Kız çocukları ise ilk başta tek çarelerinin okul olduğunun bilincinde olarak çalışıyor, fakat bu stresli süreç bazılarını pes ettiriyor. Ne yazık ki bu pes etme süreci evlilik yolunu açabiliyor. Ama bunların yanı sıra bazıları da pes etmeden bu stresli mücadelede direniyor, hayata tutunmaya çalışıyor

 Bolvadin’de çoğu aileler eğitim yönünden çocuklarını destekliyor. Aileler genelde çocuklarına kendi hayatlarından, çektikleri acılardan bahsederek bir nevi çocuklarına gerçek hayatı anlatmaya çalışıyorlar. Eğitim olmadan ilerleyemeyeceğimiz için mecburi olarak derslere çalışmak zorunda kalınıyor. Çocuklar ya şimdi olduğu gibi gençliklerini dört duvar arasında yaşayıp bitirecekler. Ya da hayatları boyunca sürünmeye ve düşük refah seviyesinde yaşamaya mahkûm kalma ikilemine düşüyor. Böyle mevzularda benim önerim; çocuklara bir şeylerin zoraki olarak öğretilmesi yerine merak duygusu uyandırarak öğrenmeleri sağlanmalıdır. Bunu şu şekilde yapabiliriz: Örneğin bir konu anlatırken günlük hayattan örnekler verilebilir, deney ve gözleme dayalı dersler sadece sözle anlatılmadan gösterilebilir. Bolvadin zihniyetinde insanlar ya vezirdir ya köle… Bunun değişmesi için insanları eğitmek biz tüm eğitim almış ve almakta olanların borcudur. Bunları geliştirmek için çeşitli halk seminerleri düzenlenebilir. Sosyal olarak Bolvadin halkı genelde tarımla uğraştıkları için hayvan, toprak, ağaçlar, mevsim şartlarının nasıl olması gerektiğini bilirler. Bu durumu kullanarak halkı çevreye daha duyarlı vatandaşlara dönüştürebiliriz ve çevrenin temizlenmesine bağlı olarak hayatta daha sağlıklı bir yaşam ve temiz bir çevreyle devam edebiliriz.

Genel olarak Bolvadin erkekleri sabah işi olan işine, olmayan da kahveye gidip sohbet ederler. Kadınları ise son zamanlarda çoğu iş hayatına atılmıştır. Birçok kadın sürücüler, dükkân yönetenler, hatta evlerinde el emeği işçiliklerle hazırlanmış malzemeleri çeşitli sitelerde satanlar bile vardır. Kadınların birçoğu hem ev işlerini, çocuklarının bakımlarını yaparken, hem de böyle çeşitli yerlerde çalışıp ev ekonomisine katkı sağlaması takdire şayandır. Bu özelliklerinden dolayı kadınlara daha fazla iş imkânı verilebilir. Örneğin haftanın bir günü bi pazar yerinde kadınlar el emeklerini satmalarına teşvik edilebilir. Bunu aynı zamanda erkekler de yapılabilir. Ya da Bolvadin halkına internet ve bilgisayar gibi günümüzün teknolojik aletlerine ait dersler verilmelidir. Böylelikle Bolvadin halkı daha gelişmiş ve daha nitelikli insanlara dönüşmüş olurlar. Böylesi eğitimler gençler için de yapılabilir. Mesela gençlerin sosyalleşmesi için hafta bir gün onlar tezgâh başına konulabilir. Böylelikle okumazlarsa hayatları boyunca çekmek zorunda kalacakları hayatı görebilirler. Bolvadin’in çevresel olarak biraz kuru ve yavan bir görünümü var. Bunları Bolvadin gençleri ya da halkı olarak çeşitli etkinlik günleri ile birlikte renklendirebiliriz. Mesela kaldırımları çeşitli şekillere boyayabiliriz, atılacak atık maddelerinden malzemeler üretilebiliriz.

Bir şeyi yapmanın en büyük adımı istektir. Kitapta da olduğu gibi halk ülkeyi kurtarmak istedi ve kurtardı. Eğer Bolvadin de değişmek ve gelişmek isterse yapabileceğini kuşkusuz biliyoruz.

 

BOL-DAV “BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE DENEME YARIŞMASI” Mansiyon Ödülü

Ülkü MANDAL

Bolvadin Anadolu Lisesi 11.sınıf Öğrencisi

Rumuz: TOMRİS HATUN

BOL-DAV BOLVADİNLİLER DAYANIŞMA VAKFI

Paylaş