Köşe Yazıları


Resmi Büyüt

BİZ BOLVADİN?DEN GELEN GELİNLERİZ...
25.02.2014


      Bolvadin’li çocuklarız biz..Kimimiz bu topraklarda doğduk büyüdük, kimimizse kan bağıyla bağlanıp başka beldelerde büyüsek de evimizin kültürü, yazlarımızın dünyası yaptık Bolvadinimizi. Akçeşme’nin, Alaca Çeşme’nin sularıylala, ot kokulu fırınlarında pişen ev ekmekleri, mercimekli bükmeleri, haşhaşlı açmalarıyla geçirdik çocukluğumuzu. ”Ata evlerimizde”bahçelerden erik, kiraz, kayısı,dut topladık, sıra sıra taş sokaklarında tekerlek çevirdik, kaymak tepsi görünümlü fıskiyeli havuzunda çocukluğumuzu ıslattık .Tıkır tıkır at arabasının sesleriyle yolları kazıdık zihnimize. Bilmem kaç kez gelin indirme merasimlerinde paralar saçıldı başımızdan aşağıya, kaç kez ısıtılan tef sesleriyle coşturduk düğünlerimizi. Bayramlar hep şendi. günler hep şendi, kına kokusu bürürdü dört bir yanımızı.

      Böyle büyüdük biz, serpildik, yetiştik. Lakin başka memleketlerin duvaklarını geçirdik başımıza. Çoğumuz zilli tefleri, saçılan demir paraları, hele hele Bolvadin sıralı düğün sofralarını hatıralarda bırakarak, cicili bicili düğün salonlarında, nikah salonlarında “Evet” dedik yeni hayatımıza. Evet biz başka Anadolu kültürlerine, belki de başka milli kültürlere  yelken açan Bolvadin Gelinleriyiz, Bolvadin’den gelen Gelinleriz…

      Uzak olsun, yakın olsun farklı kültürler, farklı değerler,farklı beklentiler, farklı lehçeler, farklı yemeklerle karşılaştık, karıştık. Kendi kültürümüzü o farklılıklarla  harmanladık. Ömür tablomuza, geçmişimizle hayat resmimizi çizip; geleceğimizi eşlerimizin, yaşadığımız yerlerin kültürleriyle boyadık.Ama rengarenk olsa da tablomuz, Bolvadinimizin çizgileri hiç silinmedi. Hangi ekmeği yersek yiyelim ev ekmeği burnumuzda tüter oldu. Hiç bir fırın, o ot kokulu fırınların yerini tutamadı,hangi çöreği ısırsak çıtır çıtır bükmelerimizin  tadını veremedi.Hangi dolmayı yersek yiyelim etli sarmamızın suyuna banmak istedik hep içten içe. Hiçbir tiyatro, hiçbir film,peşinden koşturup çevirdiğimiz tekerlek kadar eğlendirmedi bizi. Ne zaman bir düğüne katılsak gösterilen dürüleri, asılan çeyizleri, saçılan demir paraları aradı gözlerimiz. Yakılan kınaların kokusunu duymak,söylenen manilerle duygulanmak istedik. Düğün müziklerinde çalsın diye hep. zilli tefleri bekledik, ısıtılınca sesleri güzel çıkan tefleri…Çoğumuzun lehçesi artık okul Türkçesi olsa da bir “zerene” yi, “gaylım” ı kaçırıverince ağzımızdan, Bolvadinli oluşumuzu ilan ettik dilimizle.”Aaa, Sen Bolvadinli misin?” dediler “evet” dedik gururla.Bir gün yolumuz düşerse ana-ata topraklarımıza, Afyonumuza ,Bolvadinimize, arabımızdan inip at arabasına binesimiz geldi. Gideceğimiz yere çabuk gitmek istemedik; o tıkır tıkır sesleri duymak istedik güzel nostaljisiyle.Heybeli ‘den güzel suyu olmadı bizim için hiç bir kaplıcanın.Bırakmadık biz hiç memleketimizi, özümüzü. Bolvadinden Gelinleriz, Bolvadin’li gelinleriz ,Bolvadin’le  büyüyen gelinleriz biz.. Yoğrulsak da başka meleketlerle başka kültürlerle ekmeğimizin tuzu hep Bolvadin tadı verir. Ne zaman duygulansak, hüzünlensek gözlerimizden Akçeşmenin , Alaca çeşmenin suyu akar. Memleketimizin havası, toprağı, suyu kokar bazen bize. Gitmek görmek isteriz canlandırmak isteriz yeniden geçmişimizi. Ayrılsak da, bambaşka kültürlerle zenginleştirsek de kültürümüzü, biz hep Bolvadin’liyiz, Bolvadin’leyiz, biz Bolvadin’den gelen  Bolvadin’le büyüyen gelinleriz.
                                                                                                   

                                                   F.ZEHRA GÖNBE TOPRAK

                                                   ODTÜ / İŞLETME / ANKARA

                                                   (Şekerci Ali Gönbe'nin Torunu)

Diğer Köşe Yazıları